logo

Karaburun 44
17 Şubat 2013

PKK ÇEKİLİRSE DHKP-C’YE OYNAYACAKLAR!

PKK ÇEKİLİRSE DHKP-C’YE OYNAYACAKLAR!

“Geçtiğimiz günlerde Tunceli’de ‘yeni oluşan sol bir örgütün’ 25 militanı mağarada sağ yakalandı.” bilgisini paylaşan Bugün’den Adem Yavuz Arslan, “Türkiye üzerine hesapları olanlar tek ata oynamıyorlar. PKK bir şekilde sahneden çekilirse yerine başka bir örgüt ikame edilecek.” dedi.

Yazısında, “Kürt sorunu ve buna dayalı terör bitirilirken birileri başka bir etnik/mezhepsel problemin dayanaklarını oluşturuyor. ‘Suriye fırsatı’ da ortadayken bu konuda özellikle çaba sarf ediliyor. O açıdan, son dönemde DHKP/C özelinde başlayan hareketlenmeler tesadüf değil.” yorumuna yer veren Arslan, “DHKP/C lobisi operasyonları çok speküle etti ama işin özü şu: Türkiye, PKK’nın kuruluş yıllarında seyirci kalmıştı. Şimdi, yeni etnik-mezhepsel bir yaranın açılışına, Suriye’de yaşanan çatışmalardan da istifade ederek bölgesel bir soruna dönüşmesine göz yummuyor.” dedi.

İşte Adem Yavuz Arslan’ın önemli Analizi:

İmralı süreciyle DHKP/C’nin ne ilgisi var?

Amerikan hedeflerine silahlı saldırı dünyanın her yerinde haberdir.

Günlerce konuşulur, tartışılır.

Hele hele bombalı eylem, Ankara’nın göbeğinde olmuşsa Türkiye açısından durum iki kat daha önemli hale gelmiştir.

Dolayısıyla saldırıyı bütün boyutlarıyla değerlendirmek şart.

Özellikle de uluslararası güç mücadeleleri ve istihbarat örgütleri arasındaki çatışmayı da unutmadan.

Malum olduğu üzere Türkiye PKK terörünü bitirme konusunda çok kararlı. Devletin zirvesi; polisiyle, askeriyle, siyasetçisiyle, istihbaratçısıyla kenetlenmiş durumda.Başkentin havasına bakarak şunu da söylemek mümkün; uzunca zamandır hiçbir konuda bu kadar kesin bir uyum yoktu.

Başbakan Erdoğan dün Prag’a hareketinden önce de aynı konuda kararlılık mesajları verdi.

Peki İmralı sürecinin DHKP/C saldırılarıyla ne ilişkisi var?

Türkiye çok zor bir coğrafyada.

Üç tarafımız deniz, dört bir tarafımız ateş çemberi. Aktörler ve figüranlar değişse de bulunduğumuz bölgede çatışmalar bitmedi/bitmiyor.

Derin sosyolojik/politik analizler yapmanın şu anda anlamı yok.

Türkiye üzerine hesapları olanlar tek ata oynamıyorlar. PKK bir şekilde sahneden çekilirse yerine başka bir örgüt ikame edilecek.Yani Kürt sorunu ve buna dayalı terör bitirilirken birileri başka bir etnik/mezhepsel problemin dayanaklarını oluşturuyor. ‘Suriye fırsatı’ da ortadayken bu konuda özellikle çaba sarf ediliyor.

O açıdan, son dönemde DHKP/C özelinde başlayan hareketlenmeler tesadüf değil.DHKP/C lobisi etkili

Örgüt kendi tabanını motive etmek için polise yönelik suikastlara girişti.

Bir yandan Hatay’da provokasyonlar başlatılırken İstanbul’da Alevilerin evlerine işaretler kondu.

Eylemciler yakalanıp tutuklandı ama Aleviler üzerine oynamak istedikleri oyun hayli tehlikeli.

Geçtiğimiz günlerde Tunceli’de ‘yeni oluşan sol bir örgütün’ 25 militanı mağarada sağ yakalandı.

Son olarak da aralarında avukatların olduğu çok sayıda DHKP/C’li yakalanıp tutuklandı.

DHKP/C lobisi operasyonları çok speküle etti ama işin özü şu: Türkiye, PKK’nın kuruluş yıllarında seyirci kalmıştı. Şimdi, yeni etnik-mezhepsel bir yaranın açılışına, Suriye’de yaşanan çatışmalardan da istifade ederek bölgesel bir soruna dönüşmesine göz yummuyor.Bir başka ifadeyle son operasyonlar ‘seyircilikten oyunculuğa geçiş’ olarak değerlendirilebilir.

‘Devlet aklı’ bu yönde adımlar atıyor.

Ancak DHKP/C ‘kentli bir örgüt’. Çok güçlü ve örgütlenme modeli itibariyle çözülmüyor.

Ağırlıklı olarak da yurtdışında örgütlü. Avrupa’dan da ciddi destek görüyor.Nitekim ABD elçiliğine saldıran Ecevit Şanlı’nın Almanya’dan gelmesi gibi pek çok eylemde eylemci yurtdışından geldi.

PKK’ya oranla takibi ve deşifresi kolay değil.

Bombacı yurtdışından kendisine sağlanan sahte kimlikle Türkiye’ye girdikten sonra yerel unsurların hiçbiriyle temasa geçmiyor.

Böyle olunca da güvenlik güçlerinin ağına takılmıyor.

Son olay da bunu açıkça gösterdi.Yani DHKP/C ya da başka örgütlerle mücadeleyi sadece kendi sınırlarınız içinde yürütmeye çalışırsanız başarılı olmanız mümkün değil.İş dönüp dolaşıp etkili istihbarata geliyor.Türkiye’nin yurtdışı istihbarat yapılanmasını tekrar gözden geçirmesi ve güçlendirmesi şart.

Aksi halde Türkiye içinde atacağınız tüm kritik adımlar bir bombayla sabote edilebilir.

Son saldırıya bir de bu gözle bakmakta fayda var. 

Kaynak: aktifhaber.com
#

SENDE YORUM YAZ