Terkos Tv

logo

Karaburun 44
24 Şubat 2013

İkisinin ortak bir yanı var!

Sinem Kobal ile Engin Altan Düzyatan, sevdiklerinin uzakta olmalarından dolayı buruk, yakında kavuşacak olmalarından dolayı heyecanlılar. Kobal ile Düzyatan’ın bir ortak yanı ise kariyerlerini sekteye uğratacak olsa bile çocuk sahibi olmak istemeleri

Galeri için tıklayınız…

Mehmet ÇALIŞKAN / HT MAGAZİN

Sinem Kobal ile Engin Altan Düzyatan, ‘Romantik Komedi 2 – Bekarlığa Veda’da evlenip mutlu bir yuva kuran ‘Didem’ ile ‘Cem’i canlandırdılar. Filmin izleyiciden ilgi görmesinin de keyfini ayrı yaşayan Kobal ve Düzyatan’ın yaptığımız röportajdaki kahkahaları kulakları çınlatacak ölçüdeydi.

‘KEYİFLİ BİR DÖNEMDEYİM’

Kariyerinizin hangi döneminde olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Sinem Kobal: Benim için keyifli bir dönem. Kendi hayatımda yaşadığım keyifli günlerin çalışmasından da izlemesinde de keyif aldığım ‘Romantik Komedi – Bekarlığa Veda’ gibi keyifli bir filmin gösterimiyle denk düşmesi benim için özel oldu

Engin Altan Düzyatan: Oyunculukta her yaşın ayrı bir güzelliği var ve her yıl oyunculuk adına başka bir keşif yolculuğuna çıkılabiliyor. 30’lu yaşlarımı yaşıyorum ve oyunculuktan ayrı bir zevk aldığım dönemdeyim. Bu yaşlarda hayata bakış değişiyor. 20’li yaşlardan ferklı bir bakış açısına sahibim. Özel hayatımda da iş hayatımda da tatlı bir huzur, bir ferahlık hissediyorum.

Şu anda hayalini kurduğunuz konumda mısınız?

E.A. D:
Hayalin sonu yok ama hayalini kurduğum yerlerde dolandığımı söyleyebilirim. 20’li yaşların başında ‘şu yaşta şurada olacağım, bu yaşta burada olacağım’ gibi dertlerim yoktu ama sinema filmlerinde rol almayı hayal ederdim, oldu. Tiyatro yapmanın hayallerini kurardım, bir oyun yönettim.

S.K:
Çocukken kurduğum hayallerin çoğu gerçekleşti. Ben de Engin gibi sinema filmlerinde, tiyatro oyunlarında rol almayı hayal ediyordum. Bunlar gerçekleşti. İnsan her sabah yeni hayallerle uyanıyor. Hayallerini gerçekleşmesi insana keyif veriyor. Ben o keyfi yaşamanın mutluluğu ve huzuru içindeyim. Her ne kadar 12 yıldır oyunculuk yapıyor olsam da daha çok gencim ve önümde kurduğum hayallerin gerçekleşmesi için çalışacağım uzun yıllar olacak.

İleriye yönelik planlarınızda bir kaç maddeyi sıralayabilir misiniz?

S.K:
Elbete ayakları yerlere basan planlar doğrultusunda hareket etmek, hayatı umarsızca yaşamamak gerek ama uzun vadeli planlar yapmam mümkün olmuyor. Şartlar ve durumlar da değişiyor, bu kadar hızlı tüketilen bir sektörde uzun vadeli planlar yapmak pek mümkün değil.

E.A.D:
Benim de planlarım hep kısa vadelidir. En fazla 6 aylık planlar yapabiliyorum. Dizi anlaşması da film anlaşması da yapıyorsam 4-5 ay öncesinden imza atıyorum. Evet, romantik komedi türündeki ‘Romantik Komedi 2 – Bekarlığa Veda’nın içinde olmak keyifli ama sözü olan, derdi olan, içinde benim de gerçekten derdini hissettiğim yapımların içinde olmak da başka bir zevk, başka bir oyunculuk türü. Biz oyuncuların hani 3’e 1 kuralı vardır ya. 3 tane gişeye yaparsın bir tane kendine. Ben hayallerimi, planlarımı işte o sözü ve derdi olan yapımlar üzerine kurmayı tercih ediyorum.

‘TARIK AKAN DA JÖNDÜ’

Türk sinemasının jönlük kavramına uygun mu? Yoksa Jönlük artık eskilerde mi kaldı?

E.A.D:
Açıkçası bana sadece jön denmesi hoşuma gitmez. Evet, oynadığım rollerin bazıları öyle. Bu da işimin bir parçası ama sadece jön oynamadım. Oyunculuk adına benden sadece bir kadına aşık aşık bakmam isteniyorsa o zaman ben neden dört yıl oyunculuk okudum. Jön kavramı bir oyuncu adına kısıtlayıcı bir kavram. Sonuç olarak sadece jön olmak gücüme gider. Tarık Akan da bir jöndü ama ‘Sürü’ gibi bir filmi de var.

Kaynak: haberturk.com
Share
#

SENDE YORUM YAZ