Terkos Tv

logo

Karaburun 44

Çetin Paşa’nın mektubu


facebooktwittergoogle plus
Terkos Tv
terkostv@terkostv.com

Emin ÇÖLAŞANSevgili okuyucularım, İstanbul’da 1. Ordu Komutanı iken bağlı birlikler için düzenlediği seminer toplantısında bir konuşma yapan emekli Orgeneral Çetin Doğan Balyoz davasında bir numaralı sanık olarak yargılandı ve hapis cezası aldı. Peki o toplantıda yaptığı konuşma neydi? Bunlar medyaya bölük pörçük yansıdı, başkaları tarafından bire bin eklenerek servis edildi. Yandaş gazeteye ilk servisi hiç unutamam: “Yunanistan’la savaşa girmek için kendi jetimizi düşüreceklerdi!.. Fatih Camii’ni bombalayacaklardı!..” Yalan mekanizması büyük ölçüde çalıştı. Yandaş medya bir sürü yalanla işin üzerine gitti. Yüzlerce komutan tutuklandı. Karacı, havacı, denizci, jandarma… 323 komutana Silivri mahkemesi tarafından ağır hapis cezaları verildi. Şimdi hepsi tutuklu. İddialara göre bu “Darbe planının” bir numaralı düzenleyicisi belliydi: O günlerin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan! O meşhur seminer toplantısı bundan tam 10 yıl önce, 5-7 mart 2003 günlerinde yapılmıştı. Şimdi 10. yıldönümü!

* * *

Çetin Paşa’dan dün bir mektup aldım. İlk kez bir gazeteciye özel olarak mektup yazıyordu. Size aynen iletiyorum: “Sayın Emin Çölaşan, değerli kardeşim. Nazım’ın ‘Ateşi ve İhaneti Gördük’ dizesini halkımız bilmem ne zaman hep birlikte haykırmaya başlayacak. Bizi ayakta tutan, parmaklıklar arasında yanışımızda ulusun aydınlanmasında bir yararımız olur düşüncesi ile sizlerin boyun eğmez ‘Kemal’in askerleri’ olarak bize dışarıdan güç vermenizdir. Sağ olun, var olun. Balyoz trajikomik tiyatrosu yandaş basının salvolarıyla perdeyi açtığı günün ertesinde, Sayın Uğur Dündar’la TV’de söyleşiye çıkmış, bugün kamuoyunun büyük bir bölümünün artık kabullendiğini gördüğüm gerçekleri anlatmaya çalışmıştım. Sayın Dündar söyleşimizin sonunda bana endişe edip etmediğim yolunda bir soru sormuştu. Soruya verdiğim yanıt yine Nazım’ın ‘Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa’ dizeleri ile olmuştu. Birbiri ardından üç doğum günümü ‘Dilsiz şeytanların’ sayesinde parmaklıklar ardında geçirmek, ömrümün sonbaharında mahşerin dört atlısı saydığım Siyaset, Yandaş Basın, Emniyet ve Ehli Adalet (!) erbabı ile savaşmak beni hiç yıldırmadı. Nedeni, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyen necip milletimizin bir parça uyanmasına katkısı olur umudumdur.”

* * *

“Bu mektup, son üç yılda (tutukluluk sürecinde) bir gazeteciye yazdığım ilk mektup oluyor. Buradaki (Silivri’deki) arkadaşlarla 05-07 mart 2003 tarihleri arasında düzenlenen 1. Ordu Plan Semineri’nin (tutuklulukla geçen) üçüncü yıldönümünü kutlama hazırlığı içerisindeyiz! Bu vesileyle seminer kapanışında yaptığım konuşmanın bazı bölümlerini burada okuyacak ve öngörülerimizin ne ölçüde doğru olduğunun değerlendirmesini yapacağız. Size seminerde yaptığım konuşmanın kısaltılmış versiyonunu EK-A ile, polis tesbit tutanağında yer alan metnin tamamını EK-B olarak gönderiyorum. EK-A seminer ses kayıt çözüm metninde hiçbir değişiklik yapılmadan, askeri konular ile tekrar niteliğinde olan konuşmalar çıkarılmıştır. Metinlerin gizliliği kalmamış, dava dosyasına giren seminer ses kayıtları ve çözümleri Yunan basınında bile yayınlanmıştır. Bereket ki Yunanlılar ele geçen dokümanlarda Yunanistan’a taarruz etmek için hazırlık yaptığımız konusunda Birleşmiş Milletler’e şikayette bulunmadı. Seminer kapanış konuşması metinden de anlaşılacağı gibi, tamamen irticalen yapılmış olduğu için, kaçınılmaz olarak bazı cümle düşüklükleri olmuştur. Özel yetkili görevli kadılarımızın semineri darbe provası olarak algılamalarını anlayabilmiş değilim. Belki de ‘İrtica tehdit olmaktan çıkıp iktidar olunca’ her şey mümkün oluyor! İrtica kendini ne kadar güvenceye almak istese de, ‘Mustafa Kemal’in askerlerinin’ tükenmeyeceğine inanıyorum. Kolay gelsin. Sağlık ve esenlik dileklerimle saygılar sunarım. Çetin Doğan.”

* * *

Çetin Paşa mektubunun ekinde, bir yazıya sığması mümkün olmayan iki uzun belge göndermiş. Bunlar seminerde yaptığı kapanış konuşmaları. (Biri de polislerin çözdüğü tutanak.) Bu belgeleri dikkatle okudum. İçlerinde irtica karşıtı söylemler var. Trakya ve Marmara Bölgesi’nde kendisine bağlı birlikleri uyarıyor ve özetle şöyle diyor: “İçeride belli bir partinin militan kadrosu adım adım irticai örgütlenmeyi bütün yurt sathında yaymak için bazen geri adım atarak, fakat fırsat bulduğu zaman iki adımla bunu telafi ederek mesafe almaktadır. Bu yüzden Silahlı Kuvvetlerimiz çok dikkatli olmak zorundadır.” Çetin Paşa bunları söylediğinde AKP henüz birkaç aylık iktidar. Geleceği iyi gören Paşa uyarılarını sürdürüyor: “Atacağımız her adım laik Cumhuriyet’in korunması ve kollanması için olmalıdır. Bundan daha büyük bir tehlike yoktur. Laik yapı bozulduğu zaman ülkenin çehresi bir ulus devlet olmaktan çıkacak, bir ümmet yapısı içinde ortaçağ karanlıklarına doğru gerileyecektir. Kuzey Irak olsun, Yunanistan olsun, hudutlarımız ötesinde meydana gelebilecek hiçbir tehdit, içeride irticanın yaratacağı tehditten ve ayaklanmasıyla ortaya çıkacak tehlikeden daha büyük olamaz. Yeter ki biz içeride sağlam duralım.”

* * *

Çetin Paşa sözlerini sürdürüyor: “İstanbul bölgesi ile yakındaki hassas bölgeler olarak Sakarya ve Kocaeli bölgesi çok önemlidir. Buralarda adeta kurtarılmış bölgeler vardır. Ortaçağ karanlığı içinde bir yaşam, tekkeler, zaviyeler, gece toplantıları, gündüz toplantıları, kıraat etmeler çığ gibi büyümektedir… Silahlı Kuvvetler içindeki sağlamlığı korumak zorundadır. Ordu bünyesi sağlam bir duruma getirilmelidir. Çetin Paşa burada sözü 1990’lı yılların başında patlayan Irak sorununa getiriyor, askeri bir müdahalenin başımıza iş açacağını savunuyor. Sonra sözü Yunanistan’la çıkacak bir savaşa getiriyor. Kardak krizinde yaşadığı acı sürprizleri anlatıyor. Yunanistan’a girdiğimiz takdirde neler olacağını anlatıyor ve şöyle diyor: “Oradaki (Batı Trakya’daki) Türk varlığının sonu olur. İkincisi, Balkan ülkeleri, AB ve NATO içindeki bütün dengeler bozulur. Karşımızda koalisyonları buluruz. Bütün dünya böyle olaylar karşısında birleşebiliyor. Türkiye’nin böyle bir harekatını dünya kamuoyuna kabul ettirme şansı yok. Neyi kabul ettirebiliriz? Trakya’da yapacağımız harekat toprak işgaline değil, kuvvet imhasına, (düşman ülkenin) yaralanmasını ve onun kendi kamuoyu önünde çökmesini sağlayacak hareketler yapabiliriz. Bu çok sınırlı derinliklerde (Yunanistan’da bazı bölgelerin isimlerini veriyor) girmeye ben de ihtiyaç duymuyorum. Girmeden önce Dedeağaç bölgesinden itibaren bu bölgeyi ele geçirmek ve süratle tahrip etmek… Hiç arkaya bakmadan vurup çıkacaksın. Zaten esas harekatta adaların işgalinden önce konseptimiz şudur: Yunanistan’ın Ege’yi kontrol eden imkan ve kabiliyetlerini yok etmektir. Bu nedir? Deniz ve hava gücüdür…”

* * *

Çetin Doğan ve yüzlerce “Darbeci (!)” bu seminere katıldıkları için tutuklu. Seminere katıldığı halde tutuklanmayanlar da var! Acaba niçin! Onlar o toplantıda Minik Kuş olarak mı görev yaptılar? Ellerindeki malzemeyi yandaş basına sızdırıp kendilerini bu yolla mu kurtardılar? Hani Yunanistan’a savaş açmak amacıyla kendi jetimizi düşürecektik, hani Fatih Camii bombalanacaktı? Mektubu için teşekkür ediyor, başta Çetin Doğan olmak üzere Balyoz davasında düzmece belgelerle yargılanıp haksız yere ağır hapis cezalarına çarptırılan tüm yurtsever komutanlarımıza buradan saygılarımı gönderiyorum.

Etiketler:
Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Uğur Dündar’dan çok sert sözler: Bazı cahiller

    11 Kasım 2014 Gündem, Manşet, Uğur DÜNDAR, Video Galeri

    Usta Gazeteci Uğur Dündar İzmir’den canlı olarak yayınlanan Sözcü Arenası programında gündeme yönelik Gökmen Ulu’nun soruları yanıtladı. Dündar, bazı kesimlerce Ak Saray ile Anıtkabir’in karşılaştırılmasına çok sert tepki gösterip, ”Bazı cahiller…” diye söze başladı ve bakın neler söyledi… ...
  • Erdoğan’a oy vermek, ülkenin parçalanmasına ‘Evet’ demektir

    19 Temmuz 2014 Gündem, Manşet, Uğur DÜNDAR

    Elekdağ, Çankaya seçimi öncesi yasalaşan Çözüm Paketi’ni eleştirdi: Bu yasa Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak için PKK’ya verdiği rüşvettir Sev­gi­li okur­la­rım, Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­mi tar­tış­ma­la­rı ara­sın­da Mec­li­s’­ten apar to­par bir ya­sa ge­çi­ril­di. İs­tan­bul Ba­ro­su Yö­ne­ti­mi ve ba­zı ta­raf­sız göz­lem­ci­ler, kı­sa­ca “Çö­züm Ya­sa­sı­” de­ni­len bu ya­sa­nın Öca­la­n’­la Er­do­ğan ara­sın­da­ki pa­zar­lı­ğın ürü­nü ol­du­ğu­nu öne sü­rü­yor­lar. On­la­ra gö­re, bu ya­sa­nın iki ama­cı var: Bi­rin­c...
  • Bu bölünmeden kimse kendine kâr çıkaramaz

    23 Mayıs 2014 Gündem, Manşet, Uğur DÜNDAR

    Kumpas mağduru İlker Başbuğ, Uğur Dündar’a konuştu: Ergenekon’dan tahliye edilen Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ Türkiye’nin durumunu böyle özetledi. “Travmatik haldeyiz” dedi Başlarken… Önceki günkü yazımda ilk duyurusunu yapmıştım. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 26. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’la yaptığımız röportajı, bugün yayımlamaya başlıyoruz. Hafta başında, İstanbul-Fenerbahçe Orduevi’ndeki konutunda gerçekleşen görüşmemizde, Başbuğ’un “Soma Felaketi’ne yönelik düşüncelerinden, askeri hükümlü ve tutsakların ...
  • Onu bu kasetler mahvetti

    27 Mart 2014 Emin ÇÖLAŞAN, Manşet

    Emin Çölaşan Sevgili okuyucularım, ne demişti rahmetli şairimiz Orhan Veli… “Beni bu güzel havalar mahvetti/ Böyle havada istifa ettim memuriyetimden/ Böyle havada aşık oldum…” Bazen herkesi mahveden şeyler ortaya çıkabilir. Örneğin Tayyip’i güzel havalar değil ama bu kasetler mahvetti. Bulup piyasaya sürenlere teşekkür borçluyuz. Birilerinin nasıl ahlaksız, hırsız, rüşvetçi olduğunu bu kasetler sayesinde öğrendik. Hepsi dört dörtlüktü. Kendi seslerinden yayınlanmıştı. Sesleri bugün bile kulaklarımızda çınlıyor! “Oğlum evdeki paraları sı...