logo

Karaburun 44

Lağım sızıntı yaptı

Lağım sızıntı yaptı

Sevgili okuyucularım, şu son olaylar ülkemizin ne durumlara düşürüldüğünün en somut göstergesi. Bir operasyon yapılıyor ama o aslan parçası Tayyip’in haberi yok. Sabah televizyondan öğreniyor, şaşkın vaziyete düşüyor. Operasyonu yapan polis müdürleri anında görevden alınıyor. Savcıların üzerinde yoğun siyasi baskı var. Tayyip’in Halkbank Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutularından 4.5 milyon dolar nakit para çıkıyor… Bakan çocukları gözaltında. Bazıları bu olanlar için “Lağım patladı” diyor. Hayır, lağım henüz patlamadı. Lağım sadece sızıntı yaptı. Ama içi yolsuzluk, rüşvet ve vurgun pisliği ile öylesine dolu ki, patlarsa bütün ülkeye yayılır. Bu kadarcık sızıntı yapmasına bile şükür! Hiç değilse pisliğin küçücük bir bölümünü ve nasıl mide bulandırıcı olduğunu görmüş olduk.* * *

Rezaletin ortaya çıktığı önceki gün Tayyip Konya’da, çıktı kürsüye, yine bar bar bağırıyor, sağa sola posta koyuyordu: “Birilerinin topu tüfeği, birilerinin her türlü hilesi hurdası varsa, bizim de Allah’ımız var! (Çünkü ondan başkasının Allah’ı yok!) Hiç kimse benim ülkemde çirkin tuzaklar kuramaz. Hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğiz…” Yine aynı palavralar, Allah deyip kendini acındırması… Zamanında işbirliği yaptığı, “Ne istediniz de vermedik” dediği Fethullah ekibiyle şimdi düşman oldu… Ve Fethullah ekibi ona dişlerini gösterdi. İki milletvekilini istifa ettirdi, operasyonları başlattı. Şimdi siz seyreyleyin cümbüşü!.. Savcılar, polis ve hatta mahkeme üzerinde nasıl siyasi baskılar kurulacağını ve sanıkların nasıl bırakılacağını görün. Tayyip henüz ölmedi, elinden geleni elbette yapacak ve yaptıracaktır!

* * *

Dünkü yandaş gazetelerin manşetlerini gördünüz mü? Gazeteciliğin ne durumlara düşürüldüğünün somut örneği idi: Yeni Şafak: “Hiçbir güce (Fethullah’a) boyun eğmeyiz. Allah bes baki heves… Nöbetçi savcı iş başında. Hakim ayarlayıp karar çıkarttı. Gözaltı kararları uygun hakimin nöbetine denk getirildi. Gözaltılar için 18. Sulh Ceza hakimi beklendi.” Akit: “Bize Allah yeter.” Sabah: “Kaset olmadı, dosya verelim. Operasyonun amacı siyaseti itibarsızlaştırmak. Amaç 30 Mart seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyaseti yeniden dizayn etmek.” Star: “Seçim ayarlı operasyon. Yerel seçimler arefesinde düğmeye basıldı.” Türkiye: “Hiçbir tehdide boyun eğmeyiz.” Takvim: “Vaiz lobisi.” (Fethullah’la dalga geçiyor.)

* * *

Bu Tayyip takımının dini imanı para. İşin içinde para varsa her şeyi yaparlar, sonra da Allah peygamber, din iman diyerek kitleleri kandırırlar. Dün internet sitelerinde operasyonu yapanlar için manşet kullanmışlardı: “İyi ettiniz!.. Borsanın nasıl düştüğüne, dövizin nasıl yükseldiğine bakın şimdi. Görüyor musunuz yaptığınızı.” Hırsızlık, rüşvet, avanta, vurgun yolsuzluk serbest. Beylerin keyfi gıcır… Yeter ki dokunmayın, borsa yükselsin falan filan!..

* * *

Sevgili okuyucularım size üzülerek ve acıyarak soruyorum: Koskoca sultanımız, padişahımız efendimiz Tayyip bu durumlara düşecek adam mıydı! Bir sabah geç saatlerde kalkacaksın ve olup biteni danışmanlarından, televizyon kanallarından öğreneceksin. Üç bakan bey’in oğullarını, Halkbank genel müdürünü vesaireyi polis alıp götürecek ve senin önceden haberin olmayacak. Yapma Tayyip, bu nasıl iştir yaaa! Ben size söyleyeyim, Tayyip’in karizması fena çizildi. Çizen de, taaa uzaklarda yaşayan takkeli bir şahıs. Burada defalarca yazdım, özellikle polis ve yargı (buna Yargıtay, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi de dahil) bu iki güç arasında pay edilmiş, parsellenmiş durumda. Tayyip günün birinde gördü ki, bu Fethullah tayfası onun altını çaktırmadan oymakta ve devleti ele geçirmektedir. Birkaç tasfiye yaptı, tayfa bunu yutmadı ve dershane kavgası işte o yüzden patlak verdi. Şimdi o kavganın devamını izliyoruz. Ne zaman ve nasıl biter, filmin sonunda neler olur, şu anda bilinen bir şey yok. Benim bir tek bildiğim, bu olayın polislerine, hakim ve savcılarına çok büyük siyasi baskı yapılacak ve gözaltına alınanların en kısa zamanda serbest bırakılması sağlanacaktır. Tayyip’e bundan sonra düşen görev, bu baskıyı ayarlamaktır!

* * *

Burada yine defalarca yazdım ve bundan sonra da yazmayı sürdüreceğim. Türkiye bu iktidar döneminde gaddarca soyuluyor. En büyüm yolsuzluklar, vurgunlar ve hırsızlıklar bu dönemde yapılıyor. Hiç kuşkunuz olmasın, açılan her ihalede, yapılan her alımda, vurulan her kazmada, değiştirilen her imar planında avanta, rüşvet, vurgun, yandaşlara aktarılan rant var. Dış dünya da bu gerçeği biliyor. Geçmişte dışarının baskısıyla Kamu İhale Kurumu kurdular. Bu Kurum güya ihaleleri denetleyecek, devletin soyulmasına engel olacaktı. AKP iktidarı bu yasayı tam 156 kez değiştirdi dersem belki inanmazsınız. Böylece kamu ve belediye ihale ve alımlarında her türlü üçkağıtçılık, sahtekarlık serbest oldu. Muhalefet partileri aylardır bastırıyor… “Şu Sayıştay raporlarını Meclis’e gönderin de, yolsuzlukları görelim.” Sayıştay raporlarını Meclis’ten bile gizliyorlar çünkü yolsuzluğun, vurgunun her çeşidi orada. Muhalefet milletvekilleri bir sürü belgeli yolsuzluğu Meclis gündemine taşıyor, hepsi AKP oylarıyla reddediliyor. Reddedenler arasında birkaç gün öncesine kadar Fethullah tayfasından futbolcu Hakan da vardı. Bundan sonra ne yapar, vallaha bilinmez!

* * *

Evet, bir kez daha vurgulamak gerekiyor… Son olayda lağım patlamadı, sadece sızıntı yaptı. Pislik öylesine birikti ki, lağım günün birinde patlarsa iktidar partisi altında kalır, hatta boğulur. Sızıntısı bile böylesine ses getirdiyse, patlarsa neler olacağını siz düşünün. Türkiye Cumhuriyeti’ni ele geçirdiler, babalarının çiftliği gibi tepe tepe kullandılar, Allah peygamber diye diye sömürdüler. Kuzu postuna bürünüp muhafazakar insanların tepesine bindiler, acımadan soydular. Şimdi aralarında rant kavgası var. Günün birinde hesap vakti geleceğini akıllarına hiç getirmediler. Fütursuzca, hiç çekinmeden, diledikleri gibi davrandılar. Şimdi oğulları, genel müdürleri vesaireleri gözaltında. Umarım sıra başkalarına da gelir. Siyasetçiler, genel müdürler, bürokratlar, belediye başkanları, yandaş işadamları, onlar ve yakınları olan tüm hırsızlar… Lağım işte o zaman patlar, hem de fena patlar. Bu pilav daha çoook su kaldıracak gibi görünüyor!

* * *

Emin Çölaşan’ın notu: Çankaya’da oturmakta olan şahıs bu son olaylara acaba ne diyor? Bence çok seviniyor ama vaziyeti çaktırmıyor. Sanırım olanları izledikçe bıyık altından gülüyor, o da “Allah” diyor! Bir konuşsa da, son derece değerli fikirlerini öğrensek!

Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ