Terkos Tv

logo

Karaburun 44

Bu röportaj günlerce konuşulacak

yıldır İngiltere’de yaşayan Ergenekon sanığı Çömez, “Yolsuzlukla mücadele etmek istedim, başıma gelmeyen kalmadı. Hükümeti yıkmaya teşebbüsle suçlandım” dedi

Dr. Tur­han Çö­mez, yak­la­şık 12 yıl sü­rey­le İs­tan­bu­l’­da­ki Va­kıf Gu­re­ba Has­ta­ne­si­‘n­de Ge­nel Cer­ra­hi Uz­ma­nı ola­rak ça­lış­tı. AK­P‘­nin ku­ru­luş sü­re­cin­de gö­revin­den ay­rıl­dı. Par­t­inin Ge­nel Baş­ka­nı Tay­yip Er­do­ğa­n’­ın bir yıl ka­dar Özel Ka­lem Mü­dür­lü­ğü­’nü yap­tı. Da­ha son­ra Ba­lı­ke­si­r’­den mil­let­ve­ki­li se­çil­di.

Top­lum­sal so­run­la­ra il­gi­si, ak­tif ve hak­sız­lık­la­ra kar­şı çı­kan ki­şi­li­ği ne­de­niy­le kı­sa sü­re­de yıl­dı­zı par­la­yan mil­let­ve­kil­le­rin­den bi­ri ol­du.

An­cak her şey, 5 mil­yon do­lar­lık bir rüş­ve­ti ön­ce dö­ne­min Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı Ab­dul­lah Gü­l’­e, son­ra da Baş­ba­kan Tay­yip Er­do­ğa­n’­a ilet­me­siy­le de­ğiş­me­ye baş­la­dı.

Yol­suz­luk­lar­la mü­ca­de­le­si ve top­lum­sal so­run­la­rın çö­zü­mü için di­ren­me­si, si­ya­si ha­ya­tın­da so­nun baş­lan­gı­cı ol­du. Mil­let­ve­kil­li­ği so­na er­me­den ön­ce ken­di­si­ni Mec­li­s‘­e gön­de­ren seç­men­le­ri­ne bir mek­tup­la ses­len­di. Mek­tup­ta on­lar için ne­ler yap­tı­ğı­nı ve ça­ba­la­rı sı­ra­sın­da kar­şı­laş­tı­ğı zor­luk­la­rı an­lat­tı.

Mil­let­ve­kil­li­ği­nin ar­dın­dan si­ya­se­te ara ve­rip, Va­kıf Gu­re­ba Has­ta­ne­si­‘n­de­ki gö­re­vi­ne dön­mek is­te­di. Zi­ra bu onun ya­sal hak­kıy­dı. An­cak yö­ne­tim ta­le­bi­ni red­det­ti. Bu­nun üze­ri­ne İn­gi­liz­ce­si­ni iler­let­mek ama­cıy­la 6 ay­lık vi­ze alıp, İn­gil­te­re­‘ye, li­san kur­su­na git­ti.

Tür­ki­ye­‘den ay­rıl­ma­dan bir gün ön­ce de dö­ne­min Güm­rük­ler­den So­rum­lu Dev­let Ba­ka­nı Ha­ya­ti Ya­zı­cı­‘yı zi­ya­ret ede­rek ya­ban­cı dil pro­je­si­ni an­lat­tı. Ken­di­si­ni he­kim­lik yıl­la­rın­dan ta­nı­yan Ba­kan “Çok iyi ya­par­sı­n” di­ye­rek des­tek ver­di.

Er­te­si sa­bah Ata­türk Ha­va­li­ma­nı VIP sa­lo­nun­da­ki uğur­la­yı­cı­la­rıy­la ve­da­la­şa­rak, THY ile Lon­dra­’ya uç­tu. Yol­cu­luk sı­ra­sın­da ken­di­si­ni kok­pi­te da­vet eden kap­tan pi­lot, uçak­ta Tur­han Çö­me­z‘­in de bu­lun­du­ğu anon­su­nu yap­tı. Ya­ni kaç­ma­dı­ğı gi­bi, Tür­ki­ye­’den gös­te­re gös­te­re ay­rıl­dı.

* * *

Lon­dra­‘da yaş­lı bir ka­dı­nın evin­de an­cak kar­yo­la­sı­nın sı­ğa­bi­le­ce­ği kü­çü­cük bir oda­ya yer­leş­ti. Gün­de 16 sa­at ders ça­lı­şı­yor, uyur­ken bi­le ku­lak­lık­la İn­gi­liz­ce din­li­yor­du. Pa­ra­sı ol­ma­dı­ğı için ev­de yap­tı­ğı sand­vi­çi oku­la gö­tü­rü­yor, öğ­le ye­me­ğin­de onu yi­yor­du. Hat­ta kah­ve içe­cek pa­ra­yı bu­la­ma­dı­ğı gün­ler ya­şı­yor­du. İn­gil­te­re­’ye git­tik­ten bir ay son­ra, Er­ge­ne­kon ope­ras­yo­nun­da evi ve bü­ro­su aran­dı. O ar­tık bir Er­ge­ne­kon sa­nı­ğıy­dı. Ai­le­si­nin ope­ras­yon sı­ra­sın­da ya­şa­dı­ğı ağır trav­ma­yı öğ­ren­di­ğin­de şok ge­çir­di. Ama yıl­ma­dı. Aka­de­mik İn­gi­liz­ce­si­ni hız­la iler­le­te­rek 44 ya­şın­da Tıp Fa­kül­te­si bi­tir­me sı­nav­la­rı­na ye­ni­den gir­di ve ba­şa­rıy­la me­zun ol­du. An­cak avu­kat­la­rı, tüm ça­ba­la­rı­na kar­şın Sağ­lık Ba­kan­lı­ğı­‘n­dan 12 yıl­lık mes­le­ki geç­mi­şi­ni gös­te­ren bir bel­ge­yi ala­ma­mış­lar­dı. Bu­nun üze­ri­ne İn­gi­liz ma­kam­la­rı­na baş­vu­ra­rak “Ül­kem­de 12 yıl sü­rey­le ge­nel cer­rah­lık yap­tım. Ama ne ya­zık ki bu­nu ka­nıt­la­yan bir bel­ge­yi ba­na ver­mi­yor­la­r” de­di. Al­dı­ğı ce­vap şa­şır­tı­cıy­dı. Yet­ki­li­ler “Sa­yın Çö­mez, siz çok ba­şa­rı­lı bir sı­nav ver­di­niz. Bu­ra­da bir he­ki­min ma­li­ye­ti 300 bin po­und. Oy­sa siz bi­ze be­da­va­ya gel­di­niz. Be­ya­nı­nı­zı esas alı­yor ve si­ze İn­gil­te­re­’de he­kim­lik yap­ma iz­ni­ni ve­ri­yo­ru­z” de­di­ler. AKP’li eski Mil­let­ve­ki­li Dr. Tur­han Çö­mez, yak­la­şık 3 yıl­dır İn­gil­te­re­‘nin say­gın bi­lim ku­ru­luş­la­rın­dan Ba­sil­don Üni­ver­si­te­si­‘nin has­ta­ne­sin­de ge­nel cer­ra­hi uz­ma­nı ola­rak gö­rev ya­pı­yor. Ge­ri­si­ni Ba­sil­do­n‘­da­ki 55 met­re­ka­re­lik evin­de gö­rüş­tü­ğü­müz Dr. Tur­han Çö­me­z‘­den din­li­yo­ruz.

* * *

(UD): Siz AKP ku­rul­du­ğu za­man Baş­ba­kan Tay­yip Er­do­ğa­n’­ın Özel Ka­lem Mü­dür­lü­ğü’­nü yap­tı­nız. Yak­la­şık bir yıl ka­dar…

(TÇ): Aşa­ğı yu­ka­rı…

(UD): Ve çok ya­kı­nın­da bu­lun­du­nuz. Da­ha son­ra mil­let­ve­ki­li ol­du­ğu­nuz­da, bir ya­tı­rım­cı bü­yük bir has­ta­ne ya­pa­bil­mek için ba­zı gi­ri­şim­ler baş­la­tı­yor. Ya­sal hak­la­rı doğ­rul­tu­sun­da Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı­‘n­dan bir ta­lep­te bu­lu­nu­yor. An­cak o sü­reç­te bu ki­şi­den yük­lü mik­tar­da rüş­vet is­te­ni­yor. Siz bu­nu ön­ce Sa­yın Ab­dul­lah Gü­l‘­e ile­ti­yor­su­nuz. Da­ha son­ra da Sa­yın Baş­ba­ka­n’­a… Fa­kat so­nuç­ta müt­hiş bir ha­yal kı­rık­lı­ğı ya­şı­yor­su­nuz. Si­zin ka­der çiz­gi­ni­zi et­ki­le­yen en önem­li olay­lar­dan bi­ri bu­dur di­ye dü­şü­nü­yo­rum. An­la­tır mı­sı­nız ay­rın­tı­la­rıy­la?..

(TÇ): Çok önem­li bir dö­nüm nok­ta­sı ol­du. Bu ko­nu da­va­da yer alı­yor ve siz id­di­ana­me­yi oku­du­ğu­nuz için te­şek­kür ede­rim. Ma­ale­sef Tür­ki­ye­‘de bu ko­nu­yu ya­zan çi­zen in­san­la­rın ta­ma­mı bir ke­re ol­sun id­di­ana­me­yi açıp da “Ya bu­nun için­de ne var? Bu in­san­lar ne ile suç­la­nı­yor? Sav­cı­lık ne bul­muş bun­lar hak­kın­da?” di­ye me­rak et­me­miş. Şim­di bah­set­ti­ği­niz ko­nu, (id­di­ana­me­de­ki) en önem­li ko­nu­lar­dan bir ta­ne­si. Ben mil­let­ve­ki­liy­ken bir işa­da­mı gel­di. Bir has­ta­ne­nin sa­hi­bi ol­du­ğu­nu, ya­ban­cı ya­tı­rım­cı­lar­la An­ka­ra­’da bü­yük bir has­ta­ne kur­mak is­te­dik­le­ri­ni söy­le­di. O dö­nem­de de AKP bir ya­sa çı­kar­mış­tı. Bel­li bir sa­yı­dan faz­la iş­çi ça­lış­tır­ma­yı ta­ah­hüt eden ve­ya bel­li bir ra­ka­mın üze­rin­de ya­ban­cı ser­ma­ye­yi Tür­ki­ye­’ye ge­tir­me­yi ta­ah­hüt eden ki­şi­le­re se­çe­bi­le­cek­le­ri Ha­zi­ne ara­zi­le­ri­ni, Ha­zi­ne be­de­li üze­rin­den ver­me­yi ta­ah­hüt eden bir ya­sa… Çok da gü­zel bir ya­say­dı bu. Teş­vik eden bir ya­say­dı. Söz ko­nu­su ya­tı­rım­cı, bu ya­sa­ya da gü­ve­ne­rek ara­zi bul­muş ve Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı­‘na mü­ra­ca­at et­miş.

(UD): Ta­ma­men ya­sal gi­ri­şim…

(TÇ): Ta­bi­i, ta­bi­i… Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı ken­di­si­ne uzun­ca bir sü­re kar­şı­lık ver­me­miş. Ara­dan bir­kaç ay geç­tik­ten son­ra Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı­‘n­dan bir te­le­fon al­mış. “Be­ye­fen­di dos­ya­nız şu an­da eli­miz­de, in­ce­li­yo­ruz. Bir ta­le­bi­niz var. Bu ko­nu­yu, Sa­yın Ba­ka­n’­ın oğ­lu ve tem­sil­ci­le­riy­le fa­lan­ca yer­de­ki otel­de şu oda­da gö­rü­şür mü­sü­nüz?” (

UD): Ya­ni Sa­yın Ba­kan Una­kı­ta­n‘­ın oğ­lu mu?..

(TÇ): Evet!.. İşa­da­mı kalk­mış git­miş. Ça­re­siz, çözüm arıyor. Ken­di­si­ne de­nil­miş ki “Bi­ze 5 mil­yon do­lar pa­ra ve­rir­sen bu iş çö­zü­lür biz işi­ni he­men hal­le­de­riz!” İşa­da­mı çok bü­yük bir ha­yal kı­rık­lı­ğı ya­şa­mış.

(UD): Bu tek­lif Sa­yın Ba­ka­n’ın oğ­lu ta­ra­fın­dan mı ya­pı­lı­yor?

(TÇ): Oğ­lu ve tem­sil­ci­le­ri ta­ra­fın­dan… İşa­da­mı bu­nu ba­na an­lat­tı. Ben de ge­rek mes­le­ğim­den, ge­rek ki­şi­sel özel­li­ğim­den kay­nak­la­nan di­sip­lin­le Sa­yın Ba­ka­n‘­a te­le­fon ede­rek “Böy­le bir du­rum var­mış ne di­yor­su­nuz?” de­mek ye­ri­ne, işa­da­mı­na de­dim ki “Bun­la­rı ba­na ay­rın­tı­lı bir şe­kil­de lüt­fen yaz ve al­tı­na im­za­nı at.”

(UD): Pe­ki ne­ye gü­ve­ne­rek ya­pı­yor­su­nuz bu gi­ri­şi­mi?… Sa­yın Baş­ba­ka­n’­ın Mec­lis gru­bun­da yap­tı­ğı bir ko­nuş­ma var. Ör­ne­ğin “yol­suz­luk­la­rın da­ma­rı­na gir­dik, do­la­yı­sıy­la bir yol­suz­luk ih­ba­rı al­dı­ğı­nız­da bi­ze bil­di­rin ki bu­nun üze­ri­ne ka­rar­lı­lık­la gi­de­li­m” şek­lin­de… Mea­len böy­le ha­tır­lı­yo­rum…

(TÇ): Sa­yın Baş­ba­kan par­ti­nin yol­suz­luk­la mü­ca­de­le et­ti­ği­ni, yol­suz­luk­la­rın par­ti­nin ka­pı­sın­dan gi­re­me­ye­ce­ği­ni, çok cid­di adım­lar atıl­dı­ğı­nı hep söy­ler­di. Hat­ta bu olay­dan he­men ön­ce­ki grup ko­nuş­ma­sın­da, “Biz, bü­tün yol­suz­luk­la­ra da­mar­dan gir­di­k” şek­lin­de bir ifa­de­si ol­du. Ta­bi­i o za­man­lar ben çok sa­mi­mi duy­gu­lar ta­şı­yor­dum.

(UD): İna­nı­yor­du­nuz ger­çek­ten da­mar­dan gir­dik­le­ri­ne…

(TÇ): Ta­bi­i ki… Yol­suz­luk ve ah­lak­sız­lı­ğın ba­zı ba­kan­la­rın da­ma­rı­na gir­di­ği­ne, ru­hu­na iş­le­di­ği­ne ma­ale­sef inan­mı­yor­dum. Bil­mi­yor­dum da… İşa­da­mı bü­tün de­tay­la­rı yaz­dı. Ben mek­tu­bu o dö­nem Dı­şiş­le­ri Ba­ka­nı ve Baş­ba­kan Yar­dım­cı­sı olan Sa­yın Gü­l’­e biz­zat ver­dim.

(UD): El­den?..

(TÇ): Evet… Sa­yın Gül “Ben il­gi­le­ne­ce­ği­m” de­di. Bel­li ki mek­tu­bu sa­yın Una­kı­ta­n’­a tes­lim et­miş. Er­te­si gün sa­bah 8’de te­le­fo­num çal­dı. İşa­da­mı, “E­fen­dim, Sa­yın Ba­kan cep te­le­fo­num­dan ara­dı, der­hal be­ni ba­kan­lı­ğa bek­li­yor. Ne ya­pa­yı­m” de­di. Pa­nik hal­dey­di. Ben de “El­bet­te gi­de­cek­sin. Ko­nu­şur­sun Sa­yın Ba­kan’­la, ‘E­vet ben böy­le bir şey yap­tım. İş­le­rim çö­zül­me­yin­ce ola­yı Çö­me­z’­e ak­set­tir­dim. Çö­züm is­ti­yo­rum de­yip me­de­ni­ce ko­nu­ş” de­dim. O da git­ti. Da­ha son­ra yi­ne çok de­rin bir ha­yal kı­rık­lı­ğıy­la ba­na gel­di. Sa­yın Ba­kan şu­nu söy­le­miş, “Be­nim ar­kam­da Sa­yın Baş­ba­kan var. Onun bil­gi­si ol­ma­dan bir şey ya­pa­bi­lir mi­yim? Ne­den be­ni Çö­me­z’­e şi­ka­yet et­tin? Bun­dan son­ra işi­ni çöz de gö­re­yi­m” tar­zın­da!..

(UD): Ya­ni öy­le bir ima­da bu­lu­nu­yor ki pa­ra­yı is­ti­yor­sam ar­kam­da Baş­ba­kan var!..

(TÇ): Bu, işa­da­mı­nın ba­na nak­let­ti­ği in­ti­ba…

(UD): Kim­se­ye bu­ra­da bir is­nat­ta bu­lun­mak is­te­mi­yo­rum ama ko­nuş­ma öy­le bir yo­ru­mu da pe­şi sı­ra ge­ti­re­bi­lir…

(TÇ): Ben de ay­nı in­ti­ba­yı al­dı­ğım için hep­si­ni ye­ni­den yaz de­dim. İşa­da­mı, Sa­yın Ba­ka­n’ın ken­di­si­ne ne­ler söy­le­di­ği­ni, na­sıl bir sü­reç ya­şa­dı­ğı­nı yaz­dı ve im­za­la­dı. Bu se­fer al­dım bu mek­tu­bu Baş­ba­ka­n’­a gö­tür­düm. Ar­ka­sın­dan hiç­bir adım atıl­ma­dı. İk­ti­dar par­ti­si için­de tek ba­şı­nı­za mü­ca­de­le edi­yor­sa­nız ya­pa­ca­ğı­nız şey­ler sı­nır­lı­dır.

(UD): Pe­ki de­rin bir ha­yal kı­rık­lı­ğı ya­şa­dı­nız mı?

(TÇ): Ta­bi­i ki… Siz mil­le­tin oy­la­rı­na ta­lip olur­ken, dü­rüst­lük­ten, ah­lak­tan, na­mus­tan bah­se­de­cek­si­niz, “Dic­le­’nin ke­na­rın­da ku­zu­yu kurt kap­sa bun­dan Ömer so­rum­lu­du­r” di­ye­cek­si­niz, “Yol­suz­luk bi­zim ka­pı­mız­dan gi­re­me­z” di­ye­cek­si­niz ve on­dan son­ra ba­ka­cak­sı­nız et­ra­fı­nız­da­ki in­san­lar ilik­le­ri­ne ka­dar yol­suz­lu­ğa bu­laş­mış. Si­ze sa­mi­mi ola­rak şu­nu söy­le­ye­yim, ben mil­let­ve­ki­liy­ken her ge­ce de­rin bir ha­yal kı­rık­lı­ğı, üzün­tü ve en­di­şe içe­ri­sin­de ba­şı­mı yas­tı­ğa ko­yu­yor­dum. Çün­kü mil­le­tin so­rum­lu­lu­ğu var­dı. Ama bu­ra­da her ge­ce ba­şı­mı hu­zur içe­ri­sin­de yas­tı­ğa ko­yu­yo­rum ve Al­la­h’­a ham­de­di­yo­rum. Ben doğ­ru ola­nı yap­tım.

Kaynak:
Turhan Çömez Halk Arenası'nda
Share
#

SENDE YORUM YAZ